Mola
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü.
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin.
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün.
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
CAN YÜCEL
|
|
Kaç defa durup izlediniz güneş ışınlarının geceyi yarıp mucizeler getirdiğini?
O esnada esen hafif rüzgâr kaç defa ürpertti içinizi?
Kuşların günaydınlarını kaç defa dinlediniz?
“güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer” dizesiyle dile getirmiş Can Yücel bu yaşanılası dakikaları.
Yapmıyoruz, yapamıyoruz, bahaneler buluyoruz her seferinde ve en kötüsü böyle yaparak ilk önce kendimizi kandırıyoruz. Oysa sadece bir kez yaşamak bile yeter neler kaçırdığımızı görmek için.
Kendimizi öylesine kaptırmışız ki dünya işlerine, onunla birlikte akıp giden dünya güzelliklerine kapanmış gözlerimiz.
Bakmak var görmek var sözü tartışmaya açılıyor bu durumda; biz bakmaya bile zaman ayırmıyorken görmek söz konusu bile değil.
Durup bakmalı insan hayatına, çevresine, yaptıklarına… Zamanı geçmeden. Her şey zamanında güzel çünkü.50 yaşında 20 deki heyecanı, coşkuyu bulmanın zorluğu yanında o tempoyu da tutturmak bir o kadar zor olsa gerek.
Bu bakıp da gördüklerin sana yaşadığını hissettirecek, onlarla varlığının değerini anlayacaksın.
Birileri için yaşar çoğumuz belki. Oysa bunları yaşarken bizim duygularımız geri planda bekler. Biraz kendimize zaman ayırmalıyız. İsteklerimiz, hayallerimiz hayatımız içinde olabilirlik kazanmalı.
Kimse biz dile getirmedikçe bunları bilemez. O yüzden hızlı giden hayata molalar almak da bizim elimizde.
|